Salı, Nisan 30, 2013

Balkon sefası...





Bu ara, ne mutfak, ne salon, ne başka bir yer...
Varsa, yoksa balkon.
Ekiyorum, dikiyorum, kazıyorum, suluyorum.
Eldiven takmadan, toprağı avuçluyor, saksılara pay ediyorum.
Kuru dal bulsam ekiyorum.-O da tutuyor beni mahcup etmesin diye sanırım.-
Sonra,
Büyümelerini seyrediyorum. 
Havalar ısındı "çiçeklerim coştu" diyeceğim ama sanırım esas coşan benim.
Yakında, ufak bir botanik sahibi olacağım bu gidişle.
Ama ne keyif, ne huzur biliyor musunuz?




Pazartesi, Nisan 29, 2013

Dut Reçeli








Yarım kilo Dut'tan bana geriye kalanlara baktınız az önce.
Hani "Nar için" derler ya..."Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane" diye. 
Dut'ta öyleymiş. 
Yarım kilo Dut'un yenmeyen kalan kısmı, oldu sana bir kase reçel, oldu sana pasta sosu,-sonraki yazıda- oldu sana bir dolu fotoğraf.
Bereket aktı, aktırdı.
Hem göze, hem gönüle dokundu, geçti.
Umarım sizin içinde, bereketli, tatlı, güzel bir hafta olur.

Cuma, Nisan 26, 2013

Güneşli, harika sabahlar...


Güzel bir haftasonu olsun. 
Uzun, kahvaltı masasında, mutlaka bir dal çiçeğiniz de bulunsun.

Perşembe, Nisan 25, 2013

Limonlu Kek




Dün günlerden pembeydi,
Bugün sarı.
Renklerle dans ediyorum bu ara ama,
Siyah ve beyazım hep fonda.
Renk içinde, huzurlu bir gün hepinize.

Salı, Nisan 23, 2013

Pes! Pembe...


Resmen pes ettim! karşısında.
Pembe sardunyalar, pembe ortanca, pembe superga, he birde pembe kaseler aldım bu sene durduk yere.
Uzaktan yakından, eve sokmadığım, üzerime giymediğim pes!pembe; ne oldu da sen bu ara gözüme gözüme sokar oldun o güzel rengini.
Neredeydin şimdiye kadar? ya da ben nereye bakıyordum, seni görmeyecek kadar.
Ne iyi ettin.
Hoş ve sefa ile geldin.
Huzur verdin, mutluluk verdin.









Pazartesi, Nisan 22, 2013

Supangle





Bahar gelirde ben, balkonda çiçeklerin içinde fotoğraf çekmez miyim? 
o balkonda oturur, Alp'in ve Mete'nin en sevdiği tatlı için, tarif araştırır, sonra o tatlıyı yapmaz mıyım?
He, bir de o tarif, tam kıvamında çıkınca, çileklerle taçlandırmaz mıyım?
Yaparım bilirsin.
"Roma'yı yakmam" ama yeni bir "Roma" kurabilirim onlar için. 
İçimde bu bahar çoşkusu varken.
Yapıcı, yıkmadan, kırmadan, bozmadan.
Çok güzel bir hafta olsun herkes için.

Perşembe, Nisan 18, 2013

Çikolatalı Kek







Son kalan dilim için, önce kapanın eline vurulacak türden bir kek tarifiymiş. Yaparken burun kıvırdım, pek emin değildim zira sinir oluyorum yumurtanın beyazı ile sarısını ayrı ayrı karıştırmalara.
Tarifteki, yağ ve çikolata miktarı çok geldiği için biraz azalttım, margarin yerine tereyağ kullandım. Üzerine ayrıca bir sos uydurdum, "pastayım ben kek değilim" dese inanacağım, o kadar yani.
Bir sürü bahane eşliğinde, beni utandıran güzel bir kek oldu.
Hakkında uzun uzun yazılabilir, yerken dökülen kırıntılar, işaret parmağı dilde ıslatılmak sureti ile toplanabilir. Sakıncası yok.
Keyfinize bakın.

Pazartesi, Nisan 15, 2013

Leylak zamanı...


Annemin bahçesinde, yaşı bizden büyük leylak ağacı.
Her sene bu zamanlar, mor, eflatun çiçekleri ile mis gibi koku yayıyor etrafa.
Topladım, geldim.
Kokladıkça içimi açan, soğuk havaya rağmen baharı tattıran bu muhteşem koku için bir kez daha şükrettim.
Bu sene de, bu güzelliği kucakladım ve derin derin içime çektim ya...para-pul bir yana ben,
"Şans" diye buna derim.




Elma Marmelatlı Çörek





Çocuk işte.
Her şeyi oyun havasına sokmayı, eğlenceli hale getirmeyi nasıl da beceriyorlar. 
Basitçe düşünüp, teferruatı atlıyorlar.
Bu yüzden mutlular.
Bayılıyorum onlara.

Diyeceğim, çöreği ısırınca, "puflayan pudra şekeri", Alp'i çok eğlendirdi, çok güldürdü.
Yüzü gözü, bembeyaz şeker içinde kalınca daha mı lezzetli geldi bilmiyorum ama, "Anne, bunu, şimdiye kadar yaptıkların içinde, tek geçerim" dedi, ağzının dolu, ellerinin yapış yapış olmasına aldırmadan.

Bizlerde, eğlenmek için bahane beklemesek, her şeyi eğlenceli görmeyi becerebilsek.
Çocuklar gibi, çocuk gibi hissetsek.
Büyümesek.
Madem büyüyoruz, değişmesek.
Değişiyorsak bile "bazı şeyleri" kaybetmesek.
Kaybediyorsak da, fark etsek.
Fark edince, hemen yerine koysak.
Başa dönsek.
Puflayan şeker için bile saatlerce gülsek.
Bu kadar basit işte.
Ne diyelim, Mutlu, sağlıklı güzel bir hafta olsun.

Cuma, Nisan 12, 2013

Mutlu haftasonları...



Bu "yoğunluk" kelimesini sevmiyorum. Bir şeylere yetişememe hali, zamanı iyi kullanamadığım hissiyatı veriyor.
Bu hafta, fotoğraf çekemedim, mutfağa girip, hamurla, un'la oynamayadım ya,
Sorumlusu benim.
Ben heyecanla, Cuma gününü beklerken, balkonda,  iş'ten eve dönmemi ve onu görmemi ister gibi kafasını uzatmış, bekleyen bir sakız sardunyam var.
Açmış.
Sizin için güzel bir haftasonu armağanı olsun.
Mutlulukla,
Sevgiler.



Pazartesi, Nisan 08, 2013

Taze Meyvalı Çörek



Sabah kahvaltısından kalan, bir-kaç dilim muz, 1-2 tane doğranmış çilek, yarım armut.
Bütün mesele, atılmasın, değerlensin.
3 yumurta, 1 yemek kaşığı tereyağ, 1 su bardağı şeker,1 çay bardağı süt, kabartma tozu, vanilya ve 2-3 su bardağı un ile kek hamuru kıvamına gelsin, kaplara konsun. Üzerlerine meyvalar yerleşsin ve 180 derecede, bırakın üzerleri kabarıncaya, kaplardan taşıncaya kadar özgürce pişsin.
Yalnız ne olur, çay kaşığı ile sıcak sıcak yensin.


Sardunya adası...



Benim için haftasonu detoksu, bahar detoksu çiçek ekmek, toprakla uğraşmak.Balkonu bahara hazırlamak, renk, renk sardunyalar ile donatmak, ruhuma o kadar iyi geliyor ki.
Küçük bir sardunya bahçesi oldu balkonum. Onları tek, tek dikip, ertesi sabaha hemen çiçeklendiklerini seyretmek, tarifsiz bir keyif.
Mutlu haftalar.

Perşembe, Nisan 04, 2013

Haftasonu geldi...




Güneşli havanın ve güzel evinizin keyfini çıkarın.
İyi haftasonları.

Çarşamba, Nisan 03, 2013

Ruhu olsun, üzerinde yazı olsun...


Yazı olsun, rakam olsun, tek harf olsun,  çokça sayı olsun, siyah olsun,  He! bir de beyaz olsun.
Ama, yeter ki ruhu olsun. Karakteri olsun.
Eşyaların ruhu var demiştim bir keresinde değil mi? Tekrarlamayayım kendimi diye soruyorum. 
Ben inanırım. 
Üzerinde yazı olan, rakam olan eşyalar bu ara favorim. Yoksa da ben yazarım hesabı, siyah dekorasyon kalemim sürekli çekmecede hazır. 
Bu galveniz kupayı kapalıçarşı'da, galveniz çaydanlıklar imâl eden bir emektardan almıştım. Tek başına, rafta öylece duruyorken, şimdi benim rafımda, üzerine yazılmış yazısı ile, mutlu-mesut duruyor karşımda.
Aynı, ruhu aydınlatan sözler gibi, inci değerinde.


Pazartesi, Nisan 01, 2013

Kakaolu Minik Muffinler







Ah benim "fotoğraf arsızı" bünyem...
Ne kadar çok çekiyorsam, o kadar çok paylaşmak, ne kadar paylaşıyorsam, o kadar da çekmek istiyorum.
Bir, iki kare değil, hepsini görmek, göstermek istiyorum.
Nasıl bir iştahsa.
Aynı iştahı yerken göstersem, eminim şu "cılız" halimden eser kalmayacak.
Beni gören, "Hep yapıyorsun ama yemiyorsun galiba"diyor.
Yanılıyor.
Gözüm doyunca, midem de doluyor benim.
Ayrıca, şu muffinler, yapılır da nasıl bir tane bile yenmez.?
Tek cümleli cevap: Her şey kararında.
İyi haftalar.