Pazartesi, Aralık 31, 2012

Biliyorum...


Tüm dileklerinizin gerçek olduğu göreceğiniz, her sabah yeni mutluluklara uyanacağınız bir yıl olacak biliyorum. 
Benim için, sizin için, tüm kâinat için diliyorum ki, sağlık olsun, barış olsun, huzur olsun, iş olsun.
Mutlu, mutlu senelere...

Salı, Aralık 25, 2012

Patatesli & kıymalı börek





Geçenlerde, Martha Stewart programında, milföy hamuru tarifi verdi. Vakti olan ve bol yağı sevenler için güzel bir tarif oldu ancak içine koyduğu yağ miktarı beni biraz, nasıl diyeyim tarifi denemekten uzaklaştırdı. Hemen hemen 500 grama yakın tereyağ içinde, bir kaç saat dolapta bekletilen, çıkarılıp tekrar tekrar yoğurulan bir hamur milföy hamuru. Evde yapabiliyorsanız ne alâ. 
Ben bu tarifte hazır milföy kullandım ama daha pratik bir milföy hamuru tarifi bulursam hemen yapıp atacağım buzluğa. Zira son derece zaman kazandıran, pratik bir hamur ve kısa zamanda hem tatlılar, hem tuzlular için harika bir zemin oluşturuyor.

Pazartesi, Aralık 24, 2012

Fıstık Çelenk



Bir avuç fıstık, bir parça çam dalı, kırmızı kurdela, ince tel ve 15 dakikalık ta bir zaman.
Sonrası uzunca bir seyre dalma, keyif dönemi.

Fıstık gibi bir hafta dilerim.





Cuma, Aralık 21, 2012

Kar, kurabiye ve çocuk olmak...



Dışarıda lapa lapa kar yağarken, ben bu teneke kurabiye kutusuna dalıp gittim. 
Çok güzel hisler yaşatıyor her baktığımda. Çocukluğuma, geçmişime dair. 
Her kış mutlaka ortaya çıkarırım ve içini çeşit çeşit kurabiyeler ile doldururum.
Şimdi onun zamanı.
Masanın üzerinde, sürekli bizimle.
Kapaktaki, yüzüne kar topunu yemiş, kırmızı mantolu küçük kız, ona aldırmayan ve oyunun keyfini çıkaran diğer çocuklar...
Hangimiz yaşamadık ki bu anları?
Çocuk olmak, kurabiye ve kar.
Üçünü bir arada "yakalamak" zor değil aslında. Ruhunuz çocuk kalırsa, kurabiye ve kar nasıl olsa var.
Yeter ki, o ruhu kaybetmeyelim.
Keyifli bir hafta sonu geçirin.





Perşembe, Aralık 20, 2012

Mutfak





Bütün yazı burada, bu mutfakta geçirdim. Şimdi ona biraz uzaktan bakma zamanları benim için. 
Fotoğraflarına bakıp gülümsemek iyi geliyor. İnsan mutfağına da aşık olabiliyormuş bak, bir şey daha öğrendim.
İşe başlamam, ayrı dünyaların insanları olacağımız anlamına gelmiyor. Üzülmesin.
Akşam eve gelir gelmez yine beraberiz, çaktırmadan göz kırpıyorum, "naber, nasılsın, hafta sonu yine harikalar yaratırız biz senle diyorum". Gönlünü alıyorum.
Biliyorum ki o da özlüyor. 
Dili yok ama ruhu muhteşem bir mutfağım var.







Çarşamba, Aralık 19, 2012

Yine yeniden...




Hep derim "mucizelere inanın" diye. 
Geçen hafta -sonra detaylarını anlatacağım- bir mucize gerçekleşti ve ben yine kendimi tatlı, keyifli bir koşturmaca içinde buldum. Çok sevdiğim, sigorta işine geri döndüm.
Mesaj bırakan, not yazan tüm arkadaşlar, cevap veremediğim için affedin. 
Burada güzel fotoğraflar ve paylaşımlar ile buluşmaya ara yok. Devam!
Desteğiniz için çok teşekkürler.
Sağlıcakla kalın.

Salı, Aralık 18, 2012

Basit, kısa Muhallebi






Nil Karaibrahimgil'i şarkıları dışında, gazete yazıları nedeni ile ayrı severim. Hayata her yerden, her türlü bakabilmeyi başarabilmiş biri. 
Söylemek istediklerini, bazen çok dolandırsa da, son zamanlarda, oldukça, açık, net ve kısa ifadeler kullanıyor, "cümlelerin saçlarını kesiyor" kendi tabiri ile. 
Benimde çok hoşlandığım bir şey değil uzuuuun uzuuuun yazmak. Zaten dağılıyorum. Kafam karışıyor, kendimle çelişmeye başlıyorum. Ne diyordum? diyorum...
En iyisi kısa kesmek. Düz ve dolandırmadan, yılbaşı ağacı gibi süslemeden direk söylemek ne istediğini.
Bu muhallebiyi yerken bunları düşündüm. Söylediklerimin özeti gibi oldu aslında.
Tadı ve görüntüsü ile "dolu-dolu" ancak, tarifi ile "düz, basit, kısa".
Hayat gibi.

Pazartesi, Aralık 17, 2012

Kozalak aşkına...



Bulduğum her kozalağı eve taşıdığımı gören, sincap beslediğimi düşünebilir ancak, ben bu kozlaklarla, hem tatlılarımı, hem ruhumu besliyorum.

Her çam kozalağından " fıstık" çıkmıyor. Çıkanlarda zahmetli ayıklandığı için, piyasa da satılan "dolmalık fıstıklar" epey pahalı. 
Bu iki "fıstık çamı" kozalağından, bir avucun içini doldurmayacak kadar fıstık çıktı mesela. Kozalak kabuklarının arasında, eğer fıstık bulursam " altın bulmuş gibi" seviniyorum.
Sincaplar ağzının tadını biliyor diyelim.

İyi haftalar.

Cumartesi, Aralık 15, 2012

Süt şişesi...


Süt şişesi vazo olursa, kozalaklar da çiçek oluyor hali ile.
İhtiyacınız olan sadece bir parça karton, bir makas, şişe ve yapıştırıcı. 
kartonu kes, yapıştır, şişenin üzerine giydir, içine de kozalakları yerleştir. Al sana dekoratif bir obje daha. 
Koy isteğin yere, geç karşısına.

Güzel haftasonları...

Cuma, Aralık 14, 2012

Kırmızı biber (kapya biberi) Sosu






Gördüğüm en güzel kırmızı.
Kahvaltıda, arada, her öğün yenebilecek, peynir yerine koyabileceğim ve onun kadar sevdiğim bir sos. 
Bir dilim ruşeymli ekmek, biraz kars gravyeri, sıcak bir çay ve kapya sosu. Kral kahvaltısı gibi benim için.
Haftasonuna, bol C vitamini ve antioksidan içeren, kapya ile güzel bir başlangıç yapın. 
Mutluluk ve sağlıkla...

Perşembe, Aralık 13, 2012

Yağsız, Frambuaz ve Yaban Mersinli Pasta









Çok kısa anlatıp hemen "sadede" geleceğim zira, bu pastayı yaparken nasıl keyif aldıysam, yerken ve fotoğraflarken de aynı keyfi yaşadım. 
Tarif tamamen "derleme". Bu nedenle, herhangi bir "kaynak" gösteremeyeceğim üzülerek. İçinde, tek "bir gram" yağ da yok.
Okuduğum ve notlar aldığım tüm tarifler, ne yazık ki! hüsranla sonuçlandı. Altı üstü bir pandispanya hamuru yapacağım ama hele bir tanesi, çöpe giden 12! yumurta ve 350 gr. tereyağıma mal oldu.  Yazık, günah. 
Malzemeleri abartan, sayın çok okunan yemek blogları! Lütfen biraz insaf. Bir pandispanya, 6 yumurta içine, 6 yumurta kremasına ve "350 gram tereyağı" ile nasıl mücadele edecek! Edemedi haklı olarak, ortaya, vıcık vıcık yağlı ve "yumurta yumurta" kokan, bir şey çıktı. 
Tabi... bu da bana ders oldu. Önce malzemelerin miktarlarına "inanmam" lazım bundan sonra tarifleri yaparken demek ki.
Bu pasta ise tam kıvamında. Hele pandispanya! ah o pandispanya!
Tek başına bile yenebilir, üzerine bir şey koymadan. Yumuşacık, mis, pamuk.
Nihayet, elimin altında, harika bir "pasta" harika bir "pandispanya" tarifim" var artık.
Yaşasın.

Çarşamba, Aralık 12, 2012


Balığa gitti...


Evin bir köşesi yaz, bir köşesi kış iyi mi? 
Kışın başında, salon yılbaşı hazırlıkları ile boğuşurken, Alp'imin odasında yaz bitmedi. Bu ahşap " balığa gitti" yazısı, kış bile olsa yadırganmadı, hatta çok sevildi.

Kırmızılar, yeşiller görmek, tarçın-elma kokusu almak isteyen salona, deniz kokusu almak, mavi ile huzura ermek isteyenler Alp'in odasına.
Buyrun.
Emel "gone kitchen"! -bana en uyanı-
Sevgiyle...






Salı, Aralık 11, 2012

Tabiatın ilk kanunu "Nizam ve İntizam"...




Yaşadığımız, nefes aldığımız her yerde, düzen. 
Doğa da böyle işliyor zaten. 
Her şey bir tertip içinde, sıralı ve nefes aldıran cinsten. 
Her fırtınadan sonraki sakin hava, her yağmurdan sonra ki güneş, mevsimler, geceden sonra gündüz, gündüz sonrası şaşmayan gece, yapraktan sonra çiçek, çiçekten sonra meyve ve daha niceleri.
Hayatıma ışık saçan, sevgili babacığımın, "nefes alırken" dilinden düşürmediği; evimde, mutfağımda ve hayatta ki düsturum.

"Tabiatın ilk kanunu nizam ve intizamdır".

Düzen içinde, sakin, mutlu bir gün olsun.

Kalın sağlıcakla...




Pazartesi, Aralık 10, 2012

Yılbaşı hazırlıkları devam...







Noel baba balkonumuzda yerini aldı almasına da, Alp, iki de bir, kutup soğuğuna alışık, bu koca adam için, "üşüyecek içeri alalım" demese...
Böyle olunca, sanırım yakında salona bacadan değil, normal yollardan girip kurulacak.
Başımızın üstünde yeri var tabi...
Buyursun.
Harika bir pazartesi, harika bir hafta dilerim.

Cumartesi, Aralık 08, 2012

Torbalık mı? Gazetelik mi?



İkea, "torbalık" olarak tasarlamış, mutfak reyonuna koymuş ama salonda da, "dergilik" olarak epey iş görecek gibi.
Sapı olması da işlevsel.
Yerine de yakıştı. Beğendim.
Şimdi, aylık dekorasyon dergilerimi alıp, "kim ne yapmış yılbaşı için" bakma zamanı.
Hadi, güneşli, güzel bir hafta sonu dilerim.
Sağlıcakla,




Cuma, Aralık 07, 2012

Yeni yıl hazırlıkları...






Kırmızının olmadığı bir yılbaşı, bana heyecan vermiyor. 
Normalde, yanına bile yaklaşmadığım bu rengi, nasıl evin her yerinde "gözüme gözüme" soktuğuma inanamıyorum. 
Kırmızı süsler, yanan kırmızı mumlar, kırmızı kurdeleler...
Şu aralar evimin baş aktörü. 
Yılbaşı bitip, perde inince, sahneden tüm asaleti ile bizleri selamlayıp inecek ve bir sonraki yıla kadar kutusunda sabırla bekleyecek.
Hoş geldin kırmızı...
Bu ay sana ait.
Keyfini çıkar ve çıkarttır.

Mutlu hafta sonları.