Cuma, Ağustos 31, 2012
Çarşamba, Ağustos 29, 2012
Elmalı Turta
Çocukluğunda, elma bahçesine "dalan" şanslı çocuklardandık biz.
Her yer elma bahçesi olunca da, elmanın, aramızda savaş yapmak, bir kere ısırıp atmak gibi, "hoyrat sebeplerimize" eşlik etmişliği, oyunumuza katılmışlığı vardı.
Oyundan geri kalmamak için, öğlen yemeklerimiz genelde, bir elimizde elma, diğerinde, ekmek şeklinde geçerdi...
Çete gibiydik..
Bahçenin yola yakın tarafındaki ağaçtan, eteğimize, kazağımıza topladığımız elmaları alıp kaçan, 7-8 kişilik, kızlı-erkekli çete.."elma çetesi"..
Ziya abiye!! yakalanmadan, tel örgüleri aşıp veya demir kapının üzerinden atlayıp, kardeşinin elini sıkı sıkıya tutma kuralına uyarsan, bir iki sıyrık dışında, hiç bir zaiyat vermezdin!
Çoğu zaman, birimiz gözcülük yapar, Ziya abiye yakalanmamak için, ortalığı kontrol eder, diğerlerinin rahat geçmesi için teli kaldırır ve herkes geçinceye kadar teli havada tutardı.
Devasa elma ağaçları ile kaplı, alabildiğine büyük bir bahçede, yılanlı olduğu söylenen, bakmaya bile cesaret edemediğimiz derin kuyusu ve esrarengiz kulübesi olan, elinde tırmığı, siyah lastik çizmesi ile bu sert görünümlü koca adama yakalanmamak bize daha eğlenceli gelirdi herhalde..
hem korkardık, hem girmeye devam ederdik..
Onun gibi elma yetiştiren yoktu..hakkını verirdi bahçesinin, bakar, sulardı..nasıl büyük, nasıl sulu ve nasıl renkliydi o elmalar...
Dün, aynı elmaları Real'de bulunca, geçmişe döndüm..kokusu, tadı aynı, büyük, yeşil..
Turta içine gizlemek istemedim hepsini..
Bir kısmı mutfakta rafta,
Bir kısmı dolapta..
Salı, Ağustos 28, 2012
Evde Sirke Yapımı
Evdeki, boya sonrası temizlik kokusuna, bugün havanın mis gibi yağmur kokusu da eklendi ya, değmeyin keyfime.
Ufak balkon masasına, bir elimde çayım, bir elimde, "Refika'nın mutfağı" kuruldum. buradan bakabilirsiniz.
Refika, elma'nın bin türlü hali ile nefis yaratıcı sirkeler yapmış.
Benim de amacım, dolapta kalmış, üzümleri değerlendirmek.
Geçen sene, yine aynı tarifle, az miktarda denemiş ve çok beğenmiştim.
Evde sirke yapmak çok ama çok kolaymış meğer.
Tüm mesele, mayalamak üzere kullanacağınız sirkenin fazla işlemden geçmemiş olması ve sirke sineklerinin, sirkeye dolmamaları için, -sirke sinekleri, tarifi uygularken,doğru yolda olduğunuzu gösteriyor aslında-ince bir tülbent veya bez ile ağzı kapatılmış kavanoz.
Arada bir ağzını açıp karıştırmak gerekiyor. Bekleme süresi uzun, 3-4 hafta kadar.
Ne kadar çok beklerse o kadar güzel bir tat alıyorsunuz. En son süzme işlemi var. Sonrası da, çorbaya, salataya, parlatmaya, hazımsızlığa, her derde deva...
Tarif için, burayı ziyaret edebilirsiniz.
Cuma, Ağustos 24, 2012
Yaban mersinli puding
Bir puding tutturdum ya..tamam artık...içine değişik malzemeler koyarak dünyanın çeşidini yaparım ben şimdi.. tarif için buraya
Geçen gün damla sakızlı olanı denedim.. dün kakaolu yaptım..bugün de yaban mersinli olanını..
Yaban mersini müthiş bir meyve. Tam zamanı..Mutlaka yiyin ve yedirin..
Ülkemizde bu kadar az yetişmesi üzücü. Daha çok üretilmeli, daha çok bilinmeli aslında.
Bu aralar, çayından, marmelatından ve taze meyvasından bolca edindim.
Taze meyvaları, macrocenter ve real gibi büyük marketlerde bulabilirsiniz. Pazara gidebilenler için ne Âla..
Yıkayıp buzlukta dondurarakta saklayabilirsiniz.
Perşembe, Ağustos 23, 2012
"Nerede o eski mutfaklar?"
Hemen herkesin mutfağında, ahşap bir rafı veya tel dolabı vardı. En güzel porselenlerin, en şık tabakların konduğu, altında dantel, beyaz örtüleri olan, samimi, sıcacık raflı mutfaklar..
Eskimiş tel dolabın, kapağını açık bıraktığımız için, annemizden yediğimiz fırçaları hatırlayın.."Tel dolap" hikayelerimiz..Çocukluğuma dair hatırladığım en keskin hatıralarımdan..
Şimdiki, "Laboratuvar görünümlü mutfaklar" bana göre değil. Her şey dolaplar içinde, her şey steril..Soğuk ve mesafeli.
Bu ahşap beyaz raf, geldi geleli daha çok vakit geçirir oldum sanki mutfağımda..Hatta, hiç işim olmasa bile, arada bir kafamı uzatıp, içimden bir selam çakıyorum ona:)
Onda beni çeken ne var bilmiyorum ama baktıkça içime huzur veren bir tarafı olduğu kesin."Yaş ilerledikçe, ruh geriye gidermiş, daha çok eskiye dönermiş insan.." belki de ondan..
Çarşamba, Ağustos 22, 2012
Uzun zamandır, Tchibo'nun, çapraz bacaklı, beyaz sehpasının peşindeydim.
"İz sürdüm" desem abartmış sayılmam..
"İz sürdüm" desem abartmış sayılmam..
Geçen, web sayfasındaki "Fırsat reyonunda" yakaladım. %30 daha indirimli hali ile bir kaç gün içinde geldi, eyfel'in altına, bej keten koltuğun yanına yerleşti.
İkea'nın, yeni sezon "galvaniz" vazoları..Mavi, bej, kırmızı..
Ben, bu iskandinav rengine bayıldım.
Hele, fuşya renkli çiçekler içinde "ne kadar muazzamlar" görmelisiniz..
Perşembe, Ağustos 16, 2012
Lezzetin tarihi
Bir "başucu kitabı" daha.
Elimden düşüremedim.
Aklınıza gelebilecek her türlü yiyecek ve içeceğin tarihsel yolculuğu.
Eski uygarlıkların yeme-içme kültürlerinin günümüze yansıyan halleri.
Sık sık kullandığımız, "yemeğe dair" deyimlerin, nasıl ve kimler tarafından günümüze ulaştığı.
Meraklısına özel, yüzlerce sorunun cevabı.
Yemekle ve tarihle ilgiliyseniz, bu kitap sizi çok şaşırtacak.
Çarşamba, Ağustos 15, 2012
Görür görmez, içimi açtı, ruhumu rahatlattı, huzur verdi.
Dekorasyon dergilerinden birinde rastladım.
Hemen kestim.
Beyaza boyadığım "ikea çerçevem" vardı, ne zamandır boş duran.
Çekmeceden onu çıkardım, içine resmi yerleştirdim.
"Mudo ferforje ayaklık" üzerine dikilmiş kıyafet gibiydi, "cuk" oturdu.
Bir de, Alp'in, Alaçatı' da, deniz kenarından bulup getirdiği beyaz kireç taşı da yanlarına gelince, bana yine karşılarına geçip seyretmek düştü.
Salı, Ağustos 14, 2012
Pazartesi, Ağustos 13, 2012
Salata
İlla ki isim koymaya gerek var mı?
Önüne, arkasına bir sürü malzeme ekleyerek isimlendirmek gerekir mi?
"Yer fıstıklı, narlı, kars gravyeri eşliğinde" ya da "Marul yatağında, fesleğen yaprakları ile bezenmiş, kavrulmuş yer fıstıklı salata"
"Şeritler halinde doğranmış salatalık havuzunda, tereyağ ile kavrulmuş yer fıstıkları eşliğinde, limonlu, narlı, fesleğenli salata.."
Hani "havalı" restoranlar vardır..gerçekten havanızı alır, paranızı bırakır, aç kalkar gelirsiniz.
Menülerini elinize alırsınız, ne olduğunu anlamadan, diliniz dönemeden, garsona.."şundan olsun" dersiniz.
Gele gele, tepsi kadar bir tabağın ortasında, "kuş yemi" kadar, ana kaynağı dana, kuzu veya tavuk eti olan bir yemek, ya da makarna gelir.
Mideniz doymaz ama gözünüz şenlenmiştir. Ne alâ..
Jamie Oliver'ı da bunun için seviyorum galiba..sıradan, herkesin mutfağında yapabileceği ve "dilimizin döndüğü" yemekler yapıyor.
işte bu salata..
Evdeki malzemeler ile..
sade, basit..
ve
çok lezzetli..
Cuma, Ağustos 10, 2012
Kayısı Reçeli
Geçen sene yaptığım "kayısı reçeli", kışa girmeden tükendi. Normalde "reçelsever" bir aile değiliz ama o reçel kıvamından mıdır, kayısısından mıdır nedir kısa zamanda bitmişti.
Bu sene, yaparken, bir kaç kavanoz ilavesi ile daha cömert davrandım.
Taze malatya kayısısı sanırım bu iş için en uygunu.
Markette görür görmez, çilli hallerine bayıldım.
Iğdır kayısısına göre, daha ufakça, yuvarlak ve rengi daha sarı.
Tam yumurta sarısı kıvamında.
Nasılda şekerli..
Çok tatlı sevmeyenler için, şekerin ölçüsü ile meyvanın tadına göre oynamak lazım. Hani bir kilo şeker yerine, 1 su bardağı az konabilir.
Kayısı bitmek üzere..zamanı geçmeden almak ve kış için reçel veya komposto olarak saklamak en iyisi.
Perşembe, Ağustos 09, 2012
Vişneli Kek (İsveç keki)
Aslında erik kullanılarak yapılmış bir "isveç keki" bu ancak, Yalova'dan getirdiğim, taze vişneleri, zamanında kullanmak için isabetli bir tarif oldu.
Çok da yakıştı.
Mia, bu tarif için kakulede kullanmış ama evde yoktu. Bir sonrakine mutlaka koyacağım.
Krema ile sunumu şık oldu..
Yoğun, zencefil ve tarçın kokusu ise bonusu..
Orjinal tarifi için mia'nın sitesine uğrayabilirsiniz. http://lillablanka.blogspot.com/
Çarşamba, Ağustos 08, 2012
Evimizi güzelleştirmek, biraz değişiklik yapmak için, dekorasyon mağazalarını arşınlamamız gerekmiyor aslında.
Bahçeden koparılan bir ortanca, plastik bir sulama kabında..
Deniz kenarından toplanan taşlara, siyah kalemle yazılan huzur sözcükleri bir çanakta..
Bir de dünkü fotoğraflarda, pudingime eşlik etmiş mavi ladin yanında...
Eldeki ile yetinmek, elindeki güzellikleri görmek için, geçip karşı koltuğa, seyretmek lazım bazen..
Salı, Ağustos 07, 2012
Kakaolu Puding
"Ev yapımı puding" derdine düştüğümden beri, ya kıvamını tutturamadım, ya kakaosu çok geldi, ya da ne biliyim, ııı-ııh..birşeyleri tutmadı işte.
İçime sinmedi..yenmedi, yenilmedi..
İçime sinmedi..yenmedi, yenilmedi..
Bende yenilmedim:)
Dün, güneşin ve havuzun yakıcı-yorucu etkisinden midir nedir kol-kanat kalkmazken, bir kakao, çikolata, tatlı istediği içimde..
Girdim mutfağa, puding koksun istedim her yer..
Girdim mutfağa, puding koksun istedim her yer..
Ama ne koku..
Malzemelerde elimin altında olunca, bu mis pudingler çıktı ortaya..hemde %50 yarım yağlı süt ile..tam kıvamında..
Çam dalıda, "Mavi ladin" dediklerinden. Dalından kopmuş..
Tam bir "yılbaşı tatlısı" havası verdi bu sıcaklarda..serin serin:)
Çam dalıda, "Mavi ladin" dediklerinden. Dalından kopmuş..
Tam bir "yılbaşı tatlısı" havası verdi bu sıcaklarda..serin serin:)
Pazar, Ağustos 05, 2012
SDN Teknosa dergisi Ağustos sayısı, bloğu yayınlamaya layık görmüş. Murat Sağlam'a güzel yorumları için çok teşekkür ederim.
Yemek fotoğraflarını benim çektiğim konusunda tereddüt etmiş. Haklı.
Bazen bende kendime inanamıyorum:)
2000 model Sony cyber -shot ve ben...
Birbirimizi "gözümüzden" anlıyoruz sanırım..
Cumartesi, Ağustos 04, 2012
Tortilla Ekmeği
Tortilla Ekmeği
Sabah kahvaltısı "sağlam" yapılarak çıkılan "eve dönüş" yolculuğu..
Eve varış saat 15:00 civarı..
Buzdolabında, "fare düşşe kafası yarılır" durumu..
Eve en yakın marketten alınan, Kepekli Tortilla ekmeği içine, bahçeden toplanmış rahiyası bol roka, marul ve maydanoz doğranmış, hafif zeytinyağlı tavada, biraz susam ile pişirilmiş tavuk parçaları..
Yanına, kayınvalidemin, yine bahçeden topladığı vişnelerle yapılan "şurup"..
Alp'in, "yine yapar mısın anne?" dileği ile..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
