Cumartesi, Haziran 30, 2012

Tığ işi (crochet) koltuk şalı


Bu hızla gidersem, kışa yetişecek:)

Cuma, Haziran 29, 2012




Doğum günleri için çocuklara pasta yerine cupcake yapmayı denediniz mi? 
Şeker hamuru içinde, boyalı, yediklerinde dilleri yemyeşil, sapsarı, hatta kıpkırmızı olan temalı pastalar yerine, -kişisel görüşüm-bu küçük cupcakeler, hem ekonomik, hem ev yapımı, hem de çok eğlenceli. 
Gerçi ev yapımı harika temalı pastalar da var artık ama alternatif olarak cupcakelerde listeye en önden girer.

Burak -Alp'in arkadaşı-  çarşamba günü 11 yaşını doldurdu. Bu cupcakeler de onun şerefine yapıldı. 

Tarifi daha önce Arek için yaptığım cupcake tarifi ile aynı.  buradan bakabilirsiniz Sadece süslemesi değişti.

Çarşamba, Haziran 27, 2012


Yaz yağmuru dediklerinden..
Mis gibi çim kokusu ve hafif bir esinti eşliğinde, balkon masasında saatler geçirmek için güzel, çok güzel bir sabah
ve
Yine "altı çizilerek okunacak", aslında dilimizi ne kadar yanlış kullandığımızı hatırlatan, harika bir kitap.


Pazartesi, Haziran 25, 2012

Kayısılı Tart






Mutfakla bu kadar haşır neşir olmam sanırım genlerimle alakalı. Bunu nereden çıkardım şimdi?? Şöyle bir düşündüm de, ailemdeki her kadın, birer master chef olabilirmiş. 
Annem, ablam, kızkardeşim, kayınvalidem, teyzelerim..hatta onların kızları, hepsi mutfakla aşkı bitmeyen insanlar..
Annem, mübadele yıllarında, selanik'ten göçerek Lüleburgaz'a, oradan da Yalova'ya yerleşen "kasap Mehmet'in kızı". Ekmeğin karne ile verildiği zamanlarda, kangal sucukların asılı olduğu odalarda uyurlarmış. Dedem,  sucukları, kendi yapar, kurutur öyle satarmış.  16 yaşındaki annemi, kendinden 7 yaş büyük, Ahmetbey'li, yakışıklı, "terzi Yusuf'a" -canım babama- kaçtığı zaman "satırla kovalaması" mesleği gereği:) diyecek birşey yok..
Dedem önce, bir terzi ile evlenmesini istememiş kızının.  Bütün direnmelere rağmen,  kaçıp, Ahmetbey'e yerleşiyorlar, sonra babam, terziliği bırakıyor ve memuriyete geçiyor, dedem "tamamdır" diyor. Annem, orada yaşadıkları 7-8 sene boyunca, bütün Trakya yemeklerini öğreniyor. VARAN 1 Trakya mutfağı,
Kayınvalidem, selanik göçmeni, Gelibolu'lu ancak şeker fabrikası ataması ile "iş için" önce Uşak, sonra da Konya' ya geliyor. O da 16-17 yaşlarında. Kayınpederimle tanışması, evlilik ve 2 çocuk derken, Konya'ya yerleşiyor ve dillere destan meşhur konya mutfağını öğreniyor. VARAN 2 Konya Mutfağı.

Cuma, Haziran 22, 2012




Harika bir yaz sabahı..


Balkon kapısını açmak üzere girdiğim mutfağımdan, sabah güneşini yansıtan ferforje standın  buradan ve tabağın fotoğrafını çekmeden çıkamadım.


Güzel bir gün olsun.









Perşembe, Haziran 21, 2012

Yoğurtlu semiz otu






Ne sevmeyeni,  ne yemeyeni yoktur herhalde. Herkesle barışık.
Biraz kıvamlı yoğurt, üzerine bıçak değmemiş semiz otları..
Tam da zamanı.



Çarşamba, Haziran 20, 2012




Evde marin etkisi


Her sene, tatile gittiğimiz yerlerden toplanmış,  deniz kabuğu ve taşlar, bir kavanozun içinde, bazen sehpanın üzerinde, bazen masada..ama hep göz hizasında..



Salı, Haziran 19, 2012



Hindistan Cevizli Kurabiye (volüm 1)

Bugün için, Sibel ve Ayda ile piknik yapmayı planladık. 
Çocukları da alarak, ıhlamur ve çam ağaçları altındaki tahta masalara, yerleşeceğiz cümbür cemaat.
Çocuklar için "kurabiye" yapmaya karar verdim. 
Kara kaplı deftermindeki  tarifler arasında gezinirken,  en arka sayfalarda, tarifi kimden alındığı bile belli olmayan bu kurabiyeye rastladım. Yazmışım ama yapmamışım. 
Sıradan bir kurabiye tarifi. Fazla söze gerek yok. Çayın yanına çabucak yetişecek ve ağzınızda dağılacak cinsten.
Tarifte, hindistan cevizini sadece içine koymuş. Haksızlık etmiş. Üzerine de şöyle bolca serpince, esas "ismini" hak ediyor. 

Pazartesi, Haziran 18, 2012



sert esen poyraza inat, kapıyı ve pencereyi açıp içeriye oksijen doldurma vakitleri..
İyi haftalar...


Cuma, Haziran 15, 2012



Kuzenler tatilde..


Hepsi benim CANLARIM. 
Alp ne ise, Ege o!, Emir o!, Bora o!..
Abimin kızları da öyle. Alara ve Ecem. 
Kızlar, bu fotoğrafta yok çünkü, oğlanlar yatağın tepesinde zıplama turlarındayken, onlar, muhtemelen hanım hanımcık içerde oturuyorlardı. 
Bir kaç yıl öncesine ait bir fotoğraf bu. Şimdi hepsi delikanlı olma yolunda. 
Artık yatakta zıplamıyorlar en azından:)


Ve bugün karne günü. 
Başka bir heyecan, onlar için de, bizim içinde. Çok yoruldular, uzun ve yorucu bir maratonu başarı ile tamamladılar.
Uzun ve güzel bir tatili hakettiler. 
Tüm çocuklarımız için sağlıklı ve güzel bir tatil diliyor,  hepsini, sevgiyle kucaklıyorum.



Perşembe, Haziran 14, 2012




Çikolatalı Çörek

İçinden "maya" geçen tarifleri nedense hep severim. Denemekten de korkmam.  Ayrıca, börek, çörek, ekmek gibi hamur işlerinde kullandığımız mayanın, aynı zamanda bir sağlık iksiri olduğunu okuduğumda çok şaşırmıştım. Bilinçaltı, maya aşkımı açıklayan bu yazıyı kesip sakladım tabi.

Maya, yaklaşık olarak, %50 oranında protein ve B grubu vitaminler, mineraller, çinko, selenyum içeriyor. Saçtan tutunda, cilt ve mideye kadar bir sürü yerde kullanılması boşuna değil. 

Dün, çayın yanına paskalya çöreği yapacaktım, son anda aklıma içine, çikolata koyarak çiçek şeklinde pişirmek geldi. 
oldu mu? 
oldu..
Hatta çikolata ile birleşince, sanki tam da tarifini buldu..

Çarşamba, Haziran 13, 2012




Beni bu havalar değil de, haziran çiçekleri mahvedecek...ne bakmaya, ne koklamaya ne de fotoğraflamaya doyamadım bu sene..

Evimin her yerinde, Yalova'dan gelen taze çiçekler.. Şeref misafirlerim. Solmasın, kurumasınlar diye bir ilgi, bir alaka sormayın..



Cumartesi, Haziran 09, 2012

Cuma, Haziran 08, 2012



Tahıllı Ekmek

En son görüşmemiz de "Ayda'cım" "Ekmek tarifi" istemişti. Niyetim, bu ekmeği yapıp ona götürmekti ama yatılı misafirim gelince evdeki hesabım çarşıya uymadı. İlk fırsatta bu ekmek, sıcak sıcak sevgili arkadaşıma ulaşacak. Söz!

Perşembe, Haziran 07, 2012

Mücver



Kabak Mücveri

En son annemin elinden yemiştim. Sanırım evden henüz ayrılmış, yatılı okula başladığım, ortaokulun son zamanları..

Çocuk halimle, evden uzak olmanın zor ama aşılması zorunlu dönemleri..

Hep, çocukluğumu hatırlatan bir lezzettir, annem sık yapardı. O zaman kabak, sadece yaza özgü bir sebze olduğu için, bol naneli ve taze soğanlı bir mücver bize yazın geldiğini hatırlatırdı. Aynı domates gibi..dondurma gibi..Yaz habercisiydiler.

Peşinen söyleyeyim Alp, ağzına bile sürmedi. 

Kızartmanın hiç yapılmadığı bir evde, değişik bir tat geldi ona..burun kıvırdı. Bu neee? dedi..Yemedi..

Ancak, nane ve kabağın kızarırken ki eve yayılan kokusu, hafızasına kazındı. Eminim, ona da ilerde çocukluğu hatırlatacak.


Çarşamba, Haziran 06, 2012





İkea,  "fırsat reyonunda" gözüme kestirtiğim bu bar taburesinin, huş ağacı renginden, beyaza giden yolculuğu sadece 45 dakika sürdü. Nedeni havanın çok sıcak olmasıydı tabi.. Benimle alakası yok. Boyayı sürer sürmez kurudu.


Hemen alınıp, yeni yerine kondu. Üzerine, salonda, yerde duran, kafesi de koyunca, bana karşısına geçip geçip seyretmek düştü.


"Fırsat reyonundan" zaman zaman çok iyi şeyler çıkıyor. Çoğu teşhir amaçlı kullanılmış. Öyle kırık dökük, eski şeyler değil.  "buradan"


Bu tabure mesela, normal fiyatının %60 altındaydı. 


Arada, yolunuz düşerse, mutlaka bir göz atın.